Mehmet Murat ildan

TurkIsh Playwright & Novelist

Journey Book (Gezi Kitabı)

 

JAPAN: ISLAND OF TRADITIONS

Observations on Japan and Japanese Society

 

JAPONYA: GELENEKLER ADASI

Japonya ve Japon Toplumu Üzerine Gözlemler

An Extract from the Book (Kitaptan bir Alıntı)

1- En Uzun Sıçrayış

I no naka no kawazu taikai o shirazu.”  Japonca güzel bir atasözüdür bu. “Kuyudaki kurbağa büyük denizi bilmez,” anlamına gelir. İnsan uzun bir süre seyahat etmeyince dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun kendisini bazen kuyudaki bir kurbağa gibi hapsedilmiş hisseder ve yakındaki ya da uzaktaki bir denize dalmak için heyecanlı bir sıçrayış yapar. Japonya seyahatim benim için hayatımdaki en uzun sıçrayış oldu!.. Türk Hava Yolları’nın İstanbul-Tokyo uçuşu yaklaşık 12 saat sürüyor; bir “Hız çağı” olan 21. yüzyılda olduğumuz düşüncesi bu süreyi çok daha uzun algılamamıza neden oluyor. Bu süre aynı zamanda THY’nın en uzun uçuş süresidir.

Yarım gün boyunca kimi zaman uyuyup kimi zaman da koltuk arkası ekranda klasik filmler seyrederek, yemek yiyerek, satranç oynayarak, uçuş haritasını inceleyerek, kapalı devre uçuş kamerasından etrafı, sihirli bulutları seyrederek, komşu koltuktakilerle sohbet ederek 10 bin kilometrelik yolu klimalı serin - ama bazen de sarsıntılı bir ortamda - kat ettim. Nemli ve yağmurlu bir mevsimde vardığım, günde 1500 uçağın inip kalktığı Tokyo Uluslararası Narita havaalanından itibaren, dünyanın bu en çok merak edilen ülkelerinden biri olan Japonya ve Japon toplumu üzerine yaptığım gözlemleri, yorumları, düşünceleri, görülmeye değer turistik mekânları burada aktarmaya, değerli okuyucuyla paylaşmaya başlayacağım.

2- Mükemmellik Çabası

Adalar ülkesi Japonya’ya dair görüşlerimin olumlu olduğunu ve bu ince uzun esrarengiz ülkeye karşı iyi duygular beslediğimi henüz ilk satırlardayken söylemeyi değerli okuyucuya bir görev biliyorum. Elbette, madalyonun tek bir yüzünden de bahsetmeyeceğim ve Ay’ın görünmeyen, karanlık yüzüne de bakmayı ihmal etmeyeceğim. Japonya üzerine ya da herhangi bir ülke üzerine yazılmış bütünüyle olumlu ya da bütünüyle olumsuz yazılar bize gerçeği vermezler; gerçek her zaman için artıların ve eksilerin, beyazların ve siyahların karışımında bulunabilir ancak.

Ne plus ultra! Latince bu deyimin anlamı ulaşılabilecek en üst nokta demektir, yani daha ötesi yoktur, bir mükemmellik, bir kusursuzluk noktasıdır bu. Dünyada hiçbir ülke, hiçbir toplum iyilik, refah ve benzeri konular göz önüne alındığında “Ne plus ultra” noktasında değildir ve hatta böyle bir noktaya ulaşılabilir mi bundan da emin değilim. Fakat Japonya konusunda emin olduğum bir şey, Japonların daha iyiye, daha iyinin de üzerindeki mükemmelliğe ulaşma konusunda sürekli olarak iyi niyetli bir çaba içinde oldukları ve asıl önemli olan şeyin de işte bizzat bu iyi niyetli çabanın ta kendisi olduğudur.

İkinci Dünya savaşı sonrası dönemde Japonlar, Batı’daki teknolojiyi öğrenmek için ABD ve Avrupa ülkelerine akın akın gittiler. Ancak artık akış yönü çok yönlü olarak değişmiştir; dünyanın dört bir yanından insanlar az önce bahsettiğim mükemmellik çabalarını ve bu çabaların somut meyvelerini yerinde görmek için Japonya’ya gitmekteler.